Kendi Kendinin Spor Hocası Olmak

0

Kendi Kendinin Personal Trainer’ı Olmak

Bir olmak, birey olmak, tek başına yaşamını idame ettiren bağımsız bir karakter sahibi olmak. 

Tek başımıza dünyaya gelip, bir başımıza dünyadan göç ettiğimiz yaşamda, sahip olduğumuz tek şey için-kendimiz için yaşarız. Konuşur, yürür, okumayı öğrenir, bisiklet sürer, zıplar, gezer tozar, para kazanır, harcar, neticesinde “birşeyler” yapmaya çalışırız. “Bir kere yaşarız; ama doya doya yaşarsak bir kere yeter de artar bile” sözü ışığında kendi kendimize yaptıklarımızla yaşarız. Tercih meselesidir. Yaşayacaklarımızı tercih ettiklerimiz belirler. 

Bugünkü konumuzda bir olmanın, birey olmanın spordaki önemine, değerine, gerekliliğine değinmeye çalışacağız. Hakikaten çay, kahve alınıp arkaya yaslanarak okunacak tatta bir yazı…

Sporcu olmak için, sporcu yetiştiren olmak için dünyanın neredeyse her yerinde çeşitli okullar, kurslar, dernekler, kurum-kuruluşlar mevcut durumda. Küçük yaşlardan itibaren sporcu yetiştiren, biraz daha büyük yaşlardan itibaren ise antrenör geliştiren bu oluşumlar hiç şüphesiz günümüz dünya sporunun meydana gelmesinde en kilit role sahip durumdalar. Araştırmalar neticesinde elde edilen teorik bilgileri, deneyimler sonucu sahada pratiğe döken sporcu-antrenör ilişkisi tenisten voleybola, futboldan hokeye, masa tenisinden vücut geliştirmeye dek her sporda kendini gösteriyor. Hayatlarını spor yaparak ve yaptırarak kazanan bu ikili mevcut sektörün ilerleme prensibini layığıyla yerine getiriyor. Konunun en başına dönersek “birey olma” ilkesinin biraz dışına çıkan durum, uzunca bir süredir böyle gelmiş böyle gidiyor…

Müsabık olmak, müsabakalara hazırlanmak isteğinde olan sporcular, salt kilo vermek için spor salonuna giden bireyler, sporu hayatının merkezine yerleştirmiş amatör ruhlu kahramanlar, hepsi bir antrenörün peşine takılıp kendisine her söylenileni yapma, söylenmeyeni yapmama konusunda oldukça ısrarcılar. Kulaktan dolma bilgiler, internetteki bilgi kirliliğini de hesaba kattığımızda sporcu olmayan sporcuların meydana gelmesi sizce de kaçınılmaz olmuyor mu?

Peki ya size bir teklif sunsak ve herhangi birine gereksinim duymaksızın kendi spor hayatınızı oluşturabileceğinizi söylesek ne derdiniz? Bizce zaman, para, mesafe tasarrufu, hayat deneyimi sağlayacak bu teklif birazdan sandığınızdan çok daha cazip gelecek. 

İnterneti açın. Birkaç isim araştırın. 

Sağlıklı beslenme, antrenman metotları, uyku düzeninin insan yaşamına etkisini farkında olan, hayatını bu üç parametre üzerinde inşa eden, hayatları boyunca tüm odaklarını bu dinamiklere bağlayan insanları inceleyin. 

İnterneti tekrar açın, kitap araştırın. Yabancı dilde, kendi dilimizde aradığınız konu paralelinde yazılmış kitaplara göz atın. Okuduklarınızı not edin, uygulayın. Bir iki hafta, dört beş ay, yedi sekiz sene ile sınırlı olmayacak bu süreçte kendinizi denek olarak kullanın. Vücudunuzu bu yolla tanıyın. Genel geçer yargıları bir kenara bırakıp kendi yol haritanızı çizin. Yolu açın, yola çıkın. Sırt çantanıza şort, tişörte ilave olarak bilgi koyun. Bilginin ağırlığını taşıyarak vücudunuzu geliştirin. Alanında uzmanları dinleyin, yaşanmışlıklardan örnek alın. At gözlüğü takmayıp, söylenileni göz ardı etmeyin. Bilgi kırıntılarından kendinize bütün bir ekmek meydana getirin. Vazgeçmeyin tabi ki. İstediğiniz sonuçları göreceğiniz metodu bulana kadar arayışınızı sürdürün. Bu arada istediğinize hiçbir zaman ulaşmayın. Tatmin olmayıp her daim daha fazlasını istediğiniz bir ortamda arayışınızı ölene dek sürdürün. Unutmayın dostlar; bir kere yaşarsınız. Siz yaşarsınız. Fakat doya doya yaşarsanız bir kere yeter de artar bile…

              

Paylaş

Editör Hakkında

Yorum yap